İmam-ı Gazâlî Hikmetler Kitabı

Bilal ŞANAL | MART 2018 | Sayı 1

Kitapta Allah’ın insanın idrakine aciz olduğu hikmetleri çeşitli çerçeveler altında işlemiş, irtibatları birleştirdiğimizde insana bahşedilen nimetleri altın tepside sunmuştur.

İmam-ı Gazâlî’nin külliyatının içinde on kitaplık küçük bir külliyat şeklinde yayınlanmış, bu seride Hikmetler Kitabı’nı on altı ana başlık altında değerlendirmiştir. Kitapta hikmetlerin mahiyetinden bahsetmiş, insanları tefekküre sevk etmeyi amaçlamış, hakikatleri idrak hususunda akılları harekete geçirmek amacıyla Kur’an Kerim’in ayetlerinin ışığında hikmetlerin ve nimetlerin farklı yönlerinden bahsetmiştir.

Eşsiz güzellikteki nimetlerini insana bahşederek insanoğlunun düşünme yetisiyle Allah’ın nimetlerini sürekli tefekküre muhtaç olduğunu bizlere hatırlatmış, kitapta Allah’ın insanın idrakine aciz olduğu hikmetleri çeşitli çerçeveler altında işlemiş, irtibatları birleştirdiğimizde insana bahşedilen nimetleri altın tepside sunmuştur.

İlk önce kitapta bu çerçevelerden örneklerle başlayalım...

Allah’ın kudretinin genişliğini ve nimetlerinin çokluğuna rağmen insanları dünyayı mamur etmesinde en önemli etken kılmıştır. Bize lütfettiklerini O’ndan isteriz. Rabbimiz, bazen kolayca verirken bazen de zorlaştırmıştır. Bunun nedeni Rabbimizin verdiği rızka şükrünü eda etme ve kıymetini bilme ölçüsünde olmuştur.

Tabiatın simgesi sudur. Sudaki berraklığın yegâne sebebi nurun ve nezafetin simgesi olmasıdır. Suyu Allah insanın tasarrufuna bırakmış, hakkıyla kullanmak da israf etmek de insana kalmıştır. Ya tene üs ettiğimiz hava? Nebatat doğayı temizlemezse insanoğlunun bunu temizleyecek kudreti var mı? Hayır, insan buna muktedir değildir, yalnız ehad olan Allah’ın bu insanlara şüphesiz bir lütfudur. Nebatatın hepsi insanın günlük yaşamını etkilemiştir. Besin kaynakları, barınma ihtiyacı vb. hayatın heryerinde insana kolaylıklar sunmuştur.

Eğer günler gece ve gündüz olarak ayrılmasaydı, hep gündüz ve hep gece olsaydı, ölçü biraz aşılmış olacak ve bütün canlılar zarar görecekti. Sürekli gündüz olsa güneşin aydınlığı, ışığı ve ısısı bütün canlıları sükûnetten uzaklaştıracak ve yine aynı şekilde sürekli gece olsaydı, canlılar yaşamlarını sürdüremeyecek, fıtratları bozulacaktı.

Biz ki öldükten sonra dirileceğimize iman etmişiz. Allah bunu bize dünyada hayvanlar üzerinden örneklendirmiştir. İpek böceği dut yaprağından beslenir, kendi etrafında dönerek ipek üretimini gerçekleştirir ve bir süre sonra kozanın içinde ölür ama Allah’ın dilemesiyle ipek böceği, kelebeğe dönüşür. Bunda da ilahi bir hikmet mevcuttur.

Allah, hayvanları insanların yardımcısı kılmıştır. İtaatkâr bir duyguya sahiptirler. İnsanların yük taşımasında, avlanmasında vb. gibi işlerde yardımcı olmuşlardır. Fazla öfkelenmeyen yumuşak bir tabiata sahip oldukları için insanlara zarar vermemişlerdir. Ama hayvanlar aklını kullanabilselerdi şüphesiz insanlar için büyük bir tehlike teşkil ederlerdi.

İnsan, Allah’ın yarattıklarını düşünerek üzerine düşüp ne kadar tefekkür etse, O’ndan hiç şüphe etmeden itaat etme ölçüsünde imanı kuvvetlenir ve sağlamlaşır.

Bu kitap etrafınızda gördüklerimize karşı farklı bakmamıza sağlıyor. İmam Gazâlî’nin akıl-vahiy uyumunu Allah’ın yarattıkları hikmetlerden yola çıkarak bildiğimizi zannederek derinliklerine inemediğimiz bir açıdan yaratılış hikmetlerini anlatıyor. Bütün bunlar kâinatın hikmetlerinin yerli yerinde ve kusursuz yaratılmış olması, ibret alınacak pek çok durumun ve Allah’ın kudretinin ve cemâlinin göstergesidir. Allah bu nimetlerinde hakkıyla şükrünü eda edip bizleri nasipdâr eylesin.


548 kere okundu.