Yerimiz Yönümüz

Mücahit AKBAL | MART 2018 | Sayı 1

21. yy ’da yaşıyor olmanın çetinliğini her an yeniden hisseder haldeyiz. Her şeyin her şeyle irtibatının olduğu, aslında hiçbir şeyin hiçbir şeyden bağımsız olmadığı malum. Oysa günümüzde bu irtibat tam olarak kurulamıyor ve bilinemiyor. İrtibatsızlıklar gün geçtikçe kendini gösteriyor ve her şey, her şeyden kaçıyor. Kendimiz bizi öteye itiyor. Bu sebeptendir ki ne mevziimiz ne mevzumuz ne yerimiz ne de yönümüz belli. Hepsi karmaşık, hepsi birbirinden uzak. Hâlbuki bizler İslam’la şere enmiş, kutlu Nebi’nin ümmeti olmuş, ufku hep ‘Kızılelma’ olup İslam’ı hayatın her alanında diri tutmuş olan o güzide şahsiyetlerin torunlarıyız. Hepimiz ‘Neferiz’, sadece farkında değiliz.

Bu farkında olamayışımız, bizim sahip olduğumuz sabitelerimizin harekete geçmesinin önünü tıkıyor. İlimde, fikirde, kültürde, sanatta, mimaride, eğitimde ve daha birçok alanda olmamız gereken yerde olamayışımızın sebebi, işte bu farkında olamayışımız. Yerimizi belirleyip, yönümüzde karar kılamıyoruz ne yazık ki. İlim, irfan, hikmet ve usul geleneğinden yoksun bırakıldık. Bize dayatılan, ama bizim olmayan ve bu şekilde yaşanmaya mecbur bırakılan bu hayat karşısında çaresizliğimizi yaşıyoruz adeta. Ama bir Müslüman olarak İslam’ın sadece evde, camide ya da dergâhta yaşanmaması gerektiğini biliyor, bunun sokağa, şehre, en önemlisi de insana etkisinin olması gerektiğine inanıyoruz. Şunu da biliyoruz ki insan, insanın ümididir. Zira İslam’ın, bütün zaman ve bütün mekânlara söyleyecek sözü vardır ve söylemiştir de. Ya biz? Ya bizim sözümüz?

İşte bu bahsi geçen her şey aslında birer ıstırap. Onlarca mütefekkir ve mutasavvıfın, onlarca âlim ve velinin yaşamış

olduğu bu coğrafyanın şu an içinde bulunduğu durumun ıstırabı.
Evet, bizde diyoruz ki, bütün bu olanlardan bizi çekip kurtaracak bir tohum gerek. Bu tohum önce bizim içimize düşecek. Oradan yeşerip oradan göverecek. Orada başak tutacak. Harmanı, hasadı içimizde olacak. İçimizde savrulup içimizde birikecek. Biz o tohuma değirmen kesilip, içimizde çağıldatacağız. Sonra ne mi olacak?

Bu tohum bizi kendimize getirecek, nasıl bir dünyada yaşadığımızın farkına vardıracak, dünyanın sorunlarını anlaşılır hale getirecek, bunları aşacak, anlamlandıracak, sıradanlıktan kurtaracak, varlık idrakine erdirecek, yola sevki istikamet sağlayacak, bütün irtibatları kurduracak, dünya çapında yeni fikirler ortaya koyacak, mevziimizi ve mevzumuzu belirletip meydan yerine çıkaracak, yerimizi gösterip yönümüzü döndürecektir. Ancak bu, ruhla olacak. Ruh ise fikir varsa ortaya çıkacak.

Bir Müslüman olarak İslam’ın sadece evde, camide ya da dergâhta yaşanmaması gerektiğini biliyor, bunun sokağa, şehre, en önemlisi de insana etkisinin olması gerektiğine inanıyoruz.

O halde biz, ruha yolculuk yapacağız. Ruhta derinleşip, ruha dokunacağız. İncileri su yüzüne çıkaracağız. İslam dünyasını, İslam’ın dünyası haline getireceğiz. Bildiklerimizi hayata nasıl tatbik etmemiz gerektiğini öğrenip, ilmimizle âmil olacağız. Sonra bize bilmediklerimiz öğretilecek. Kendimiz olmaya doğru adım adım yürüyeceğiz. Cisimlere değil, ruhlara dokunacağız. Evvela gönül dünyasını inşa edeceğiz. Çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız...

Her dem yeniden ‘Bismillah’ diyeceğiz...


506 kere okundu.